18 Mart 2015 Çarşamba

VİCDAN MASTÜRBASYONU VE DEVRİMCİLERE FAŞİST DEMEK.

Yazı ilk olarak şu linkte yayımlanmıştır; http://gezite.org/devrimciler-fasist-olabilir-mi/

Faşizmin katlettiği gençlerle, faşist saldırılar örgütleyen gençlerin ölümüne aynı yası tutmamız bekleniyor. Bunun hayatta bir karşılığı yoktur...
Svastika-Silahlar

150 – 200 kişilik bir faşist grup ellerinde balta ve satırlarla, polisin himayesinde Ege Üniversitesi’nin devrimci öğrencilerine saldırıyor. Sonuç olarak “okul başkanı” olduğu ve bu işleri organize ettiği anlaşılan genç bir insan hayatını kaybediyor. Beklenen ne? Bu gencin Berkin Elvan ile aynı paralelde değerlendirilmesi. Neden? Çünkü 3 bir rakamdır. 5 bir rakamdır. 3 = 5’tir.
Toplumun geniş bir kesimi olayları bu felsefi hatta ele alıyor, değerlendiriyor ve sonuca varıyor. En son Ege Üniversitesi olaylarında bunu gördük. Oysa liberal bir eşitlik algısı ve idealizm, pratikte hiçbir karşılığı olmayan, ne idüğü belirsiz “tarafsız” bir bakış açısı doğuruyor.
 
Bütün bir devrimci tarihe bakın. Komando kamplarına bakın. Maraş’a bakın. 1978 kuşağının mücadelesine bakın. 1990’lara bakın. Paramiliter güç olarak sokaklara salınan bu insanların devrimcilere saldırdıklarını göreceksiniz. Devlet himayesi ve organizasyonu olmadan ne ülkücü ne de İslamcı faşizm sokağa çıkabilmiş değildir. Ellerinde devrimcilerin, aydınların kanı vardır.
İsteyen istediğini sahiplenebilir. Fakat hiçbir devrimciye, potansiyel katil adayını sahiplenmesini, sahiplenmediği takdirde “faşist” olarak kodlayacağınızı salık veremezsiniz.

Faşizm nedir?

Yeni politize olmuş / olmaya çalışan bir kuşak, yine yukarıdaki Aristo mantığının “derin sularında” kavramlarla ilgili herhangi bir bilgi kırıntısı olmadan, hayatını faşizmle mücadeleye adamış örgütleri ve o örgütlerde var olan, daha önce var olmuş insanları “faşist” olarak nitelendiriyor. Her tartışmayı, kendi sığ mantığına uymayan her kabullenmeyişi, her baskıyı faşizm olarak kodluyor.
 
Faşizm; “Finans kapitalin en gerici, en şovenist, en emperyalist unsurlarının açık terörcü diktatörlüğü”dür. Bunun dışında her tanım, tarihin çöplüğünde, bundan sonra da oraya gidecek. Faşizm milyonlarca can aldı, almaya devam ediyor. Sosyal medya tartışmalarından daha derin kökleri, daha tehlikeli huyları var. Her ülkede faşizmin saldırılarını önce devrimciler göğüsledi, göğüsleyecek. Duyarlarınız, ne idüğü belirsiz vicdani hezeyanlarınız, kime hizmet ettiği meçhul “tarafsız bakış açınız” devrimci tarihin faşizme karşı mücadelesinin tırnağındaki kir olamaz, değil fasulyeden sayılmak.

Devrimci kimdir, sosyalizm nedir?
Ölüm övülecek bir şey değildir. Ölümü yücelten ideoloji faşizmdir. İspanya İç Savaşı’nda falanjistlerin ünlü sloganı “Yaşasın Ölüm”dür. Devrimci mücadele insanın yaşamını temel alarak sömürüye, savaşa karşı çıkar. Yaşamı metalaştıran kapitalizmken, yaşamı özgür kılan sosyalizmdir…
İnsanlık tarihinde her kazanım, köleliğe karşı özgürlük, mutlakçılığa karşı demokrasi, teokrasiye karşı laiklik, savaşa karşı barış, kapitalist sömürüye karşı sosyalizm tarihi arkasında milyonlarca erkek, kadın, çocuk ölüsü bırakarak kazanılmıştır. Nükleer silahlar ve kitle imha silahları çağında ölümün sivili-askeri de yoktur.  Amerikan neo-con tarihçi Victor Davis Hanson, Batı Neden Kazandı? adlı kitabında bir bölüme “Piyasa ya da Kapitalizm Öldürür” adını vermiştir.
“Kapitalizm öldürür” ama sosyalizm yaşatır. Anıtlarında, şiirlerinde, tuvallerinde… Proletaryanın mücadelesi emeğin eşitliği ve özgürlüğü içindir. Madenlerde, tersanelerde, tekstil atölyelerinde, sanayi sitelerinde, vb. işçilerin katliamı andıran ölümlerini, devrimci mücadelenin insanları engellemeye çalışır; Çoğu kez kendi ölümleri pahasına. Yani ölümde de işçi sınıfı ile eşitlenir. Kapitalizmde işçi sınıfının yazgısı devrimcinin yazgısı olur… 1

Vicdan mastürbasyonu

Potansiyel katilini sahiplenmediği için “faşist” olarak kodladığınız devrimci, temelinde budur. Genç bir insanın ölümüne sevinilmez elbet. Fakat koşullar birilerini “ölüm kalım pahasına” karşı karşıya getiriyor.
Bu koşulları sorgulamaktansa çaktımcı bir mantıkla, sığ bir felsefi bakış açısıyla olaya yaklaşmak, netice üretmeyen, vicdani bir mastürbasyondan öteye gitmeyecek. Vicdani mastürbasyon ise şahsın kendisi ile ilgilidir, toplumun geri kalanı ile değil. Tarafımız ve tavrımız nettir. Son söz Nazım Usta’nın:
Bize karşı koyanlar,
Karşı koymuş demektir:
Maddede hareketin,
yürüyen cemiyetin
ezeli kanunlarına…

 

  1. Tüm paragraf şuradaki Ali Çakıroğlu yazısından alıntıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder