10 Kasım 2014 Pazartesi

KOBANE'NİN DOSTLARI VE DÜŞMANLARI

http://gezite.org/kobanenin-dostlari-ve-dusmanlari/ linkinde yayımlanmıştır. 


Kobanê’de kanat çırpan kelebek, Türkiye’de karşılığını fazlasıyla buldu. Hatlar keskinleştiğinde dost ve düşman da netleşiyor. Umuyoruz ki bu netlik pragmatist politikalarla bulanmaz.
Kobanenin_dostlari_dusmanlari

Uzun bir süredir Suriye’yi ve bölgeyi bir kan havuzuna çeviren “palazlandırılmış” radikal İslamcı çetelerin nefesleri (AKP iktidarının mantığı / varlığı ve “Türkiye seksiyonları”yla birlikte) artık daha yakın. Srebrenitsa’da Mladiç’in ırkçı çetelerinin katlettiği sivil halk “meşru kurbanlar”dı, çünkü katliam BM ve “uluslararası toplum” gözetiminde gerçekleşmişti. Bugün Kobanê ve bölge halkı aynı “statüde”. Bir grup hafif ve orta silahlı insan –kendi hayatı pahasına– toprağını, yaşamını ve onurunu savunuyor.

Kobanê’de kanat çırpan kelebek, Türkiye’de karşılığını fazlasıyla buldu. Başta Kürdistan illeri ve İstanbul’un “kenar mahalleleri” olmak üzere, her il “gücü oranında” eylem çağrılarına katkı sundu. “Yönetememe krizi” bir OHAL dalgasına dönüştü, sokağa çıkma yasaklarını tankların şehirlerde gezmeleri izliyor. Düzeni “esas tehdit edenin” ne olduğu hususunda –Haziran ayaklanmasından itibaren bir daha ve bir daha– eğitici, öğretici günler.

AKP’nin paramiliterleri

Kürdistan’da “Hizbullah” Türkiye’de MHP

Haber kaynaklarından alınan veriler, iki gün içerisinde 10 insanın katledildiğini gösteriyor. Bu 10 insanın biri polis tarafından, diğerleri Hüda-Par / Hizbullah üyeleri, Korucular ve “kimliği belirsiz kişiler” tarafından katledilmiş. “Hizbullah” (Lübnan Hizbullah’ı ile karıştırılmasın, Türkiye ve Kürdistan’dakilere “Hizbulkontra” denir) çetesinin neden tahliye edildiği “teoride” belliydi fakat “pratikte” de kanıtlanmış oldu.
Kürdistan illerinde “Hizbullah” çetesini paramiliter güç olarak değerlendiren AKP iktidarı, batı illerindeyse “çok tanıdık” bir kitleyi harekete geçirdi. Varlığı AKP varlığına armağan, “çakma” muhalefeti ile AKP’nin sıkışabilme ihtimali olan her noktada can simidi görevi gören MHPkitlesi. Anlaşılıyor ki MHP diye bir “şey” yok; AKP’nin paramiliter gücü olmaya “bir şekilde” hazırlar. Bu iki günlük süreçte, AKP’ye “faşist” demeye dili bir türlü varmayan, mevcut durumu –temel belirleyenmiş gibi– AKP’nin paramiliter gücü olmaması ile teorize eden cenah, sanıyoruz artık gönül rahatlığıyla AKP iktidarını “faşist” olarak niteleyebilir.

Kobanê için çabalayanlar

CHP üst yönetiminin en azından kitlesinin –küçük de olsa– bir kısmını “yönetememe” krizine girebileceği ihtimaldir. CHP İstanbul Gençlik Örgütü’nün Kürtçe hazırlamaya çalıştığı afiş, yürüyüş çağrısı, birkaç CHP milletvekilinin çabaları önemsiz değil. Koşullar keskinleştikçe kopuşların olması muhtemeldir.
Türkiye Devrimci Hareketi ise üzerine düşeni fazlasıyla yerine getiriyor. Dayanışma örneğini tarih yazacaktır. Hatlar keskinleştiğinde dost ve düşman da netleşiyor. Umuyoruz ki unutulmaz ve pragmatik bir politikaya feda edilmez.

Ona hiç sahip olmamışların “kamu malı” düşkünlüğü

Yaklaşık 70 yıldır Kürt düşmanlığıyla “beslenen” ülke vatandaşının bir kesiminin tepkileriyse yönlendirilmeye müsait.
Tipik gerici bir propagandanın esiri olunup, neden / sonuç pas geçiliyor. Komplo teorilerinden (“vasıfsız aklın” her daim aspirinidir, milliyetçi basında örneği sık görülür), McCarthy’ci medya / sosyal medya bombardımanına (ki mantığı ayrı bir yazı konusu) kapılmaya dünden hevesli bir kitle var.
Halkın parasıyla yapılmış, “bir süre ücretli, daha sonra ücretsiz olacağı” bir şekilde ilan edilmiş köprülerin, otoyolların özelleştirilmesi dahi gündemdeyken, “kamu malı” retoriği sıkışmış düzenin imdadına yetişiyor.
1996 1 Mayıs’ını hatırlayalım; “çiçekleri yolan kız fotoğrafı” daha eylemler başlamadan uygulanan ve 3 insanın ölümüne sebep olan devlet şiddetini “basit ve ustaca” gizlemişti. Medya linç edilen HDP’lilerin “mahallelinin tasarrufuyla” linç edildiğini yazılıyor. Kitlesel katılımın olduğu Haziran ayaklanmasında medyanın ve devletin tavrı ortada. Artık bir şeylerin değişmesini beklemek, kimseye haksızlık olmaz.

Kamu malına zarar verilsin mi? Bence verilmesin. Fakat “kamu malına” hiçbir zaman “sahip” olmayanların bir ayaklanma anında “devleti betimleyen” kurumlara saldırısı anormal görülmemeli.  yazisonuikonu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder